HOUSE M.D.

“Dr. House” isimli ABD dizisi muhtemelen diğer meşhur olan “Dallas”, “Komiser Kolombo”, hatta “Muppet Show” kadar popüler ve de çok izlenenlerden; bir “24”, bir “Homeland” veya “Person of Interest” kadar sürükleyici olmamıştır. Olmamıştır ama Dr House 176 bölüm ve 8 sezon devam eden bu kült eser, kendi kategorisinde şimdiye kadar yapılmış olan en önemlilerin başında gelmektedir.

Yaygın anlatımıyla “Dr. House”, psikopat, (belki bir sosyopat) aykırı bir tıp doktorunun, teşhis mucizeleri üzerine oturtulmuş her bölümü bağımsız hikayelerden oluşur. Birkaç istisna hariç her bölümün yeni bir hastalığı ve yeni hasta karakteri ve hastanın kendi dünyası vardır. Yaklaşık 50 dakikalık her bir bölümün içinde “esas hastalık” dışında birkaç diğer küçük sağlık sorunları ve tedavileri de, bazen komik repliklerle bulunabilir.

Hikayeler gerçek mi?

Uzman tıp doktorlara danışıldığında Dr. House dizisindeki hastalıklar, hikayeleri ve tedavilerine ilişkin anlatımların inandırıcı ve tıp bilimine uygun olduğunu söylüyorlar; yani hikayeler uydurma değil gerçektir. Bilinmesi gereken önemli noktaların başında Dr. House ve ekibinin tedavi ettiği hastaların şikâyetleri ve bulguları, önceden başka uzmanlarca görülmüş ama bir teşhis veya doğru teşhis konulamamıştır. İşte New York’un güneyinde bulunan New Jersey’deki Princeton-Plainsboro Eğitim Hastanesi’nin teşhis ekibini özel kılan şey, başkalarının göremediği, bilemediği, fark edemediği detayları bulup sonuç almasıdır. Başarısızlıklarının bir insanın hayatına mal olması muhtemel ve zamana karşı bir durumun baskısı, ekibi başarılı kılan unsurlardan biridir.

Ekip, yani Dr. House’un başında olduğu tıp doktorları grubu 80 bölüm olan uzunca bir süre değişmeden kalmıştır. Esasen insan ilişkileri konusunda son derece başarısız olan Dr. House ekibini 4. sezonun sonunda dağıtmış, ancak bu karakterler diziden tamamen kopmamışlardır, hatta Dr. Foreman karakterinin oynadığı bölüm sayısı Dr. Gregory House kadardır. Diziye, 8 yıl boyunca 50’nin üzerinde yönetmen ile 30’dan fazla yazar emek vermiştir, her bölüm için yaklaşık 500 çalışan istihdam edilmiş ve kapalı mekân ağırlıklı benzerlerine göre çok büyük bütçeler kullanılmıştır.

Dr. House’u başarısının temelini anlamak için önce, hikâyeleri ve anlatım uslüplarını iyi incelemek gerekir. 176 bölümün hepsinin ortak özelliği “mükemmel bir senaryonun varlığıdır. Kahramanı, anti sosyal kişilik bozukluğundan muzdarip, tek prensibi “kendi ekibinden karşı bir cinsle ilişkiye girmemek” olan, hapçı (vicodin) ve rüküş bir karakter olan uzun soluklu hikayenin 8. yıl sonunda zirvedeyken sahneyi terk edebilmesinin temel gücü, ancak ve sadece “senaryo” başarısıyla açıklanabilir. Her bir sonraki bölümü izledikçe hikâyelere daha çok hayran olmamak elde olmayacaktır.

Diğer dizilerden farkı ne?

Dr. House dizisini diğerlerinden farklı kılan en çarpık ve çarpıcı olgu, nefret suçları sınırında dolaşan ırkçılık söylemleridir. Yapımcısı, 2 önemli oyuncusu ve 3 ana karakterinin Yahudi olmasına rağmen en çok Musevi toplumu ve inancıyla “uğraşılır”. Bazen diyaloglar sanki Ortodoks Yahudiler için “sarsıcı birer eleştiri olsun” diye yazılmıştır hissi vermekle birlikte, bir bakıma bir düğün sahnesiyle başlayan bölüm, söz konusu halkın daha iyi tanıtımını amaçlar gibidir de aynı zamanda.

İranlılar, Ruslar, Beyrutlu Hristiyan Araplar, Müslüman Bağdatlı Araplar, Yunanlar, Çekler, Polonyalılar, Afro Amerikanlar, Orijinal Afrikalılar, Kanadalılar, Almanlar, İtalyanlar, Boşnaklar, Orta Amerikalılar, Güney Amerikalılar, Romanlar, Çinliler, Japonlar, Avustralyalılar, Hintliler, Hollandalılar, İspanyollar, Koreliler ve diğerleri vardır, lakin hiçbir Türk yoktur.

Belki iyi ki yoktur, hikâyeye giren her gruba mensup kişiyle mutlaka köken kaynaklı temalar üzerinden alay edilmiş, bazen iş, aşağılama noktasına kadar gitmiştir. Bu tarz yönelimlerin olduğu sahnelerde “nefret suçu” çizgisine temas edilmiş, ama diğer tarafa geçilmeden durulmuştur. Diğer bir bakışla Dr. House, aslında ekibine, hastane çalışanlarına ve hastalarına yaptığı muamele de, içinde ırkçılık olsun veya olmasın etnik kökeni farklı olanlara yaptıklarından daha farklı değildir.

Kimdir Dr House?

Eğer birisi -hastası olsun veya olmasın-, farklıysa, zayıfsa, hoşlanmadığı bir şey yaptıysa Dr. House’un gazabından kurtulması mümkün değildir. Fiziksel ve ruhsal, mali ve yetenek veya beceri ve güç eksikliğinin hiç birini affetmez, saldırır; mesela bir cüceyi tedavi ederken lügatte cüceliği çağrıştıran her kelimeyi acımasızca kullanır.

Kahramanımız, sadece bir kişiyle “anlaşabileceğini” düşünmektedir ve o kişiye de her türlü “eziyeti” yapmaktan alıkoyamaz kendini. Gerçi Dr. House son sezonda her nasılsa insanlaşarak onkolog Dr. Wilson’a hızlandırılmış kemoterapi seansı uygulamasında yardımcı olmuştur.

House M.D. literatürü muhtemelen yüz binlerce başlıktan oluşan bir külliyattır ve 6 yıl önce dizi sonlanmasına rağmen halen genişlemeye devam etmektedir, bu yazı gibi…

Muhteşem saatler geçirmek ve seyircisine – müşterisine – işine saygının ne demek olduğunu bir diziden kıssa çıkararak iş ve özel hayatınıza katkı sağlamak için Dr. House, ilk sırada önerilmesi gereken bir şaheserdir.

Şaheserdir ama, bu dizinin müptelası olanları bekleyen bir tehlikeden bahsetmek ve ikazda bulunmak şarttır. Dr. House karakteri, yalancı, riyakâr, küstah, kibirli, korkak, utanmaz, hilekâr, düzenbaz, müsrif, sorumsuz, bencil, saygısız, çatışmacı ve dönektir; ama bir dahidir ve O’nun dehası, başkalarının bilemediği – bulamadığı tıbbi şeyleri düşünebildiğinden, insan hayatı kurtarmaya kadirdir.

İşte bu yüzden kendinde yukarıdaki ahlaksızlıkları yapma hakkına sahip olduğuna inanmaktadır ve çoğunlukla da sistem ona tahammül edebilmektedir. Dr. House seyredenlerde oluşma riski olan bir deformasyon vardır: Gregory House’ı taklit etmek, yani diğer insanları küçümsemek, laf çakmak, hakir görmek, bilgiçlik taslamak, küstahlık, en azından. Meğer ki ebeveyn, öğretmen, müdür, zengin gibi sıfatlarınız varsa insanlar bu kişilik değişikliğine tahammül edebilirler ama kabul etmezler. Sonuçta olan “taklitçi müptelaya” olur, itibar ve arkadaşları azalır. Aman dikkat!