Depresif Çığlık: Gülce

Nesimi 14. Yüzyılda Irak’ta yaşadı,  Türkçe yazan en büyük şairlerden biridir. Birçok türkü ve şehir şarkılarına verdiği güfteler halen ilk kez dinleyenleri sarsar. Fuzûlî, Nesimi’den bir asır sonra yine Irak’ta yaşamış belki de en önemli şairlerimizin başında gelen, müzik alemimizin şaheserlerinden “Fuzûlî Kantatası”nın şiirini vermiş şairimizdir. Nesimi ve Fuzûlî’nin her ikisinin de Azerice yazdığı düşünülür, ama değildir, çünkü her ikisi de Bayat Boyundan gelmesi nedeniyle dönemlerinde yörelerinde kullanılan Oğuzca’sıyla yazmışlardır.

Karacaoğlan’dan Aşık Veysel’e halk şairlerimiz vardır eklenebilecek birçok ozanımızın yanında. Son iki asırdaki Türkçe’nin şairleri saymak gerekirse, Mehmet Akif, Yahya Kemal ve Necip Fazıl’ı ilk üç sıraya yerleştirebiliriz.

Türkçe hem gramer hem de fonetik açıdan şiire en uygun olan dillerden biridir. Ayrıca sözlü edebiyata daha uygun olan şiir, dilimizde roman, hikaye gibi diğer edebiyat türlerinden daha önemli yer tutar.

Mutluluk, sanatta daha az kullanılır, anlatılanların büyük çoğunluğu mutsuzluğa dairdir. Bir de yerleşik düzene geç geçen halk iseniz, belirsizlik, sahipsizlik daha derindir ve bu grup toplumlara edebiyat, feryatlara daha kuvvetlice tercüman olabilir, bizim gibi…

Ömer Lütfi Mete, esasen edebiyat öğretmeni olan, gazetecilik, senaryo yazarlığı, köşe yazarlığını meslek seçmiş 1950 – 2009 yılları arasında yaşamış olan önemli bir sanatçı kişiliğimizdir. O’nun, siyasi görüşünün çok ötesinde de inanç bütünlüğüne sahip kişiliği, tanıyan her insanda hayranlık ve saygı etkisi yaratmıştır.

Ömer Lütfi Mete, otuz civarı kitap yazmıştır ve içlerinden birkaçı şiir kitabıdır. Gülce isimli kitapta, aynı isimli şiiri, mutsuzluğa dair müthiş bir şaheserdir.

Gülce kadar kuvvetli ve etkileyici depresif başka bir şiir ararsak, Necip Fazıl’ın “Beklenen”ini bulabiliriz:

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar

Gülce kelimesini daha önce Sezai Karakoç Monna Rosa’da kullanmıştır:

monna rosa, siyah güller, ak güller;
gülce’nin gülleri ve beyaz yatak.
kanadı kırık kuş merhamet ister;
ah, senin yüzünden kana batacak,
monna rosa, siyah güller, ak güller!

Gülce’ye dair yorumlar yazma cüretini göstermektense, yazının sonunda şiirde bulunan bazı kelimelerin anlam ve karşılıklarını yazmak doğru bir seçenek olacaktır.

 

GÜLCE

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce’m uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz

Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz’dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

 

 

Hızır: Hıdır şeklinde de kullanılır, Musa döneminde kendisine ilahi bilgi ve hikmet öğretilen kişidir. Aynı zamanda, birinin en sıkışık zamanında, beklemediği biri, yardımına yetişmek” anlamındaki Hızır gibi (imdadına veya yardımına) yetişmek deyiminde geçen bir söz.

Dilber: Alımlı ve gösterişli güzel hanım.

Civan: Genç ve yakışıklı insan.

Divan: Meclis, “fermanı” vereceklerden oluşan heyet.

Ferman: Divanın ya da muktedirin kararı.

Mecaz: Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

Maraz: Hastalık, can sıkan durum.

Afet: Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın ve kıran.

Yar: Uçurum ve sevgili.

İnfaz: Birine sözünü geçirme ve bir fermanı yerine getirme.

Hakir: Aşağı görülen, değersiz.

Taksir: Kusurlu olma durumu.

Gürz: Topuzlu bir silah.

Dabbetül- arz: Kıyametin çıkması alametlerinden olan varlık

Deccal: Kıyamet öncesi insanları kötülüğe sevk edecek şeytan görünüşlü varlık.

Düvel: Devletler, 20. Asırda dünyaya hakim 7 emperyalist ülke kastedilir.

Paylaşın