Dört Nikâh Bir Cenaze – Four Weddings and A Funeral

DÖRT NİKÂH BİR CENAZE – FOUR WEDDINGS and A FUNERAL

Daha ziyade İngiltere olarak tabir edilmekle beraber aslında söylenmek istenen ülke, Birleşik Krallıktır ve Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yla birlikte monarşiyle yönetilen bir devlettir. İngiltere, konum olarak Nordik ülkeleriyle yakın enlemlerde olmasına rağmen, ılıman okyanus akıntıları sayesinde yaşamaya daha fazla uygundur. 5. yüzyıla gelinceye kadar kıta Avrupa ve Akdeniz Havzasında medeniyetler yaratılmışken Birleşik Krallığı oluşturan adaların kaderi, Anglo Sakson’ların buraya gelmeleriyle değişmiştir. Bu topraklarda oluşan siyasal yapılar 9. asırda Dan’ların ve Viking’lerin işgalleriyle yeniden şekillenmiş, kendi başlarına kaldıkları dönemin başlarında çağın yönetim biçimi olan “mutlakiyet rejimi” ile idare edilmekteyken “Magna Carta” mucizesini icat etmeleriyle bu ada halkının kaderi, tüm dünyayı peşine takacak şekilde değişecektir. 13. asrın başlarında “mutlak gücün” sınırlarını kısıtlayarak belirleyen “derebeylikler – halk”, 3 asır sonra ise Katolik Kilisesinin sınırlarını da belirlemekle kalmamış, “Anglikan” mezhebini oluşturmak suretiyle tüm krallıkta Katolik sayısını nüfusun %5’ne kadar düşmesi sonucunu yaratmıştır.

Anglo Saksonların bu cüretkâr ve müteşebbis toplumsal özellikleri, -önce başkaları gitmiş olsa da- yeni keşif Amerika kıtasına hâkim olmak suretiyle kendi kültürlerini ve elbette dillerini oraya yerleştirmeleri sonucunda 17 – 18 yüzyılları arasından başlayarak “Sanayi Devrimi”nin başlatmalarını sağlamıştır. Bilimsel gelişim ve icatlarla desteklenen sanayileşme süreçlerine ilaveten, dünyayı keşfetme ve fethetme faaliyetleri hızla sürmüş ve nihayetinde 19. yüzyılda dünyanın tek süper ve en etkili gücü olmuşlardır. İkinci Dünya Savaşına kadar bu ekonomik ve askeri güç devam etmiş, bu bayrağı aynı dili ve sistemleri kullanan başka bir devlete, ABD’ne devretmiştir. Bayrak el değiştirmiştir ama temel felsefenin ve dünya düzenin halen İngilizlerin tasarladığı biçimde olmaya devam ettiğine dair geniş bir kanaat mevcuttur. Diğer ilginç tarihi tespit şöyledir: Karl Marks, sanayi devriminin Büyük Britanya’da olması sonucunda oluşan işçi sınıfına istinaden, sosyalizmin ilk GB’de iktidara geleceğini öne sürmüştü, ama bu tahmin tutmadı.

Türkiye’nin üçte biri kadar bir adada “İkinci Roma İmparatorluğunu” kurmak becerinin kapsamında ve ihtiyaç duyulan şeylere haiz olabilmek için birçok ciddi farklılıklara sahip olmak gerekir. Çalışkanlık, zeka gibi onlarca fıtrat sayılabilir ama muhtemelen “Kurallar, Prosedürler, Detay ve Ritüeller” en fazla İngiliz hakimiyetinde bu değer verilen unsurlardır.

Ritüel deyince ilk akla gelen iki şey “cenazeler ve düğünlerdir.” İşte “Four Wedding and A Funeral” bu iki temel ritüeli, ritüeller ülkesi İngiltere’de ve de İskoçya’da orijinal mekanlarında seyirciye dramatik bir anlatımla göstermektedir. Hikaye bir “aşk ve endişe” ikilisinin içinde anlatılmaktadır.

Nezaket, esasen “kurallar ve ritüeller” babında en fazla ihtiyaç duyulan davranış kalıbıdır. Başkalarının hak ve hukukuna saygı temelinde sorunsuz bir toplumsal yaşam için sadece empati yetmez; kelimelerin de seçilerek, incelik ve kibarlıkla kullanılması gerekir. Lakin Dört Nikah Bir Cenaze filmi seri küfürlerle başlar ve öylece devam eder. Halbuki kudretin gerçek nişanesi nezakettir ve İngilizler bunu çok iyi bilir ve uygularlar. Filmin giriş kısmının aksine sade bir İngiliz, diğer milletlere tuhaf gelecek kadar nezaket sahibidir. Nezaket sadece kelime seçimi değil, tam bir yaşam tarzıdır; oturmak kalkmaktan başlayarak, her insan çeşidine aynı saygıyı göstermeye, yaptığı işin her türüne aynı değeri vermeye kadar devam eder ki bu bütünlük sadece Onlara özgüdür. Nezaketin hakkını veren bu ülke halkı bunun karşılığını da almaktadır. Uluslar arası hukuk, finans, ticaret merkezlerinin başında Londra gelmektedir ve bu olgu sayesinde İngiltere GSMH %40’nı finans hizmetlerinden sağlamaktadır.

Birleşik Krallıkta kimse kimseye siyasi görüşünü, maaşını, özel şeylerini sormaz, hoşlanmadığından emin olmadığı konuları açma teşebbüsünde dahi bulunmaz. Bu sebepledir ki Dört Nikah Bir Cenaze filmindeki onlarca karakterin ne iş yaptığını bilmeyiz, ,içlerinden sadece biri çokça zengindir ama bu zat, kendini diğerlerinden üstün görme kibrini asla göstermez.

Nikahlardan üçü kiliselerde, biri bir İskoç Şatosunda, cenaze de elbette Katedral’de olur. Anglikan kiliseler Ortodoks veya Katoliklerde olduğu kadar süslü değildir ama mimari yapısı sanki bir şey anlatmak ister gibi ilginç derecede farklıdır. Evanjelik kiliselerde bulunan sadelik de yoktur ama cam süslemelerini benzerdir Anglikan olanlarda, bir zamanlar ikincilerde olan tutuculuk, şimdilerde nasıl birincilerdekine benzer olduysa… vardır. Bu tutuculuk 17. Asırdan itibaren İngiltere’nin göç vermesine sebebiyet vermiş, kilisenin gücünün olması gereken düzeye gelmesiyle son iki yüz yıldır bu ülkenin, en özgür ülkelerin başında gelmesine yardımcı olan etkenlerden biri olmuştur. Neticesinde ise bu filmde Mr. Bean (Rowan Atkinson) tiplemesinin bir acemi papaz rolüyle kilisede komiklik yapması, gayet normal bir İngiliz sahnesi oluvermiştir.

George Soros, Macaristan doğumlu, Yahudi kökenli İngiltere’de felsefe eğitimi görmüş ve İngiliz vatandaşı olmuş bir Amerikalı dünyanın sayılı spekülatörlerinden biridir. 1992 yılında İngiliz Para birimi poundun aşırı değerli olduğu iddiasıyla piyasaları maniple ederek PoundUSD kurunu birkaç gün içinde 2’den 1,5’ye düşürerek adeta İngiliz Merkez Bankasını teslim almış, bu sayede servetine milyarlar eklemiştir. Bu finansal saldırı sonucu Birleşik Krallık birkaç yıl sürecek bir durgunluğa girmiş ancak 1995 yılında normalleşebilmiştir. “Four Wedding and A Funeral” filmi hazırlıkları, bu ekonomik krizin ortasında başlamış ve 1994 yılında vizyona girmiştir. İskoçya’da muhteşem bir şatoda çekilen 3. düğün ve ölüm sahneleri, belki de ekonomik krizin psikolojisini aşmak gayesini de taşımaktadır. Hiçbir uluslar arası ciddi bir ödülü olmayan bu film, 25 yıl önceki teknik şartlara göre başarılı kabul edilse dahi, aslında sinema tarihinde önemli bir yere sahip değildir ama ilginç bir İngiliz çerezi olmasının yanında 5 milyon USD maliyetine karşın 250 m USD gişe hasılatı olmasıyla da İngilizler için hoş bir tatlıdır.

İngilizleri anlamak için İngilizce bilmek yetmez, gerçekten ne demek istediklerini anlamak için ayrı bir eğitimden geçmek gerekir; her kelimeyi sözlükten çevirmek suretiyle anlamaya çalışırsanız muhtemelen İngilizlerin “asaletinden” kaynaklı kibarlıklarının kurbanı olabilirsiniz. Cümlelerin başında “I think” “not sure”, vb kelimeleri duyarsanız anlama işiniz iyice şansa kalmıştır. Bu güçlü lisanın bu tür zorluklarının yanında aşağıdaki ilk dörtlüğünün bulunan ” A Funeral” kısmında duyduğumuz muhteşem şiirleri de vardır; herkes meşrebine göre tercüme edebilir.

 

Stop all the clocks, cut off the telephone,

Prevent the dog from barking with a juicy bone,

Silence the pianos and with muffled drum

Bring out the coffin, let the mourners come.

 

 

Kristin Scott Thomas, Hugh Grant, Andie MacDowell, Simon Callow, John Hannah, and Charlotte Coleman in Four Weddings and a Funeral (1994)

 

 

Share Post
No comments

LEAVE A COMMENT